düşünceyi geliştirme yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünceyi geliştirme yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2016 Pazartesi

Sayısal Verilerden yararlanma

Aktarılan düşünceyi inandırıcı kılmak, bir nevi kanıtlamak için kullanılan yöntemlerden biridir. Bilimsel ve sosyal konularda yazılan yazılarda okuyucu, araştırmalardan elde edilen sayılara, istatistiki verilere daha çok güven duyar. Bu nedenle aktarılan görüşü desteklemek için en çok kullanılan yöntemlerden biridir.

" Batı ülkelerinde, bu yüzyılın başından beri boşanmalar sürekli artış göstermiştir. Kuzey Amerika ülkeleri, özellikle ABD, boşanmada hep başı çekti. Sözgelimi 1915 yılında her on evlilikten biri boşanmayla biterken, 1974'te her iki, üç evlilikten biri boşanmayla bitmiş. alnız 1966 -73 döneminde boşanmalarda yüzde 37 artış olmuş. Kaliforniya eyaletinde her on evlenmeye karşı dokuz boşanma oluyor. Buna göre her yıl bir milyon aile dağılıp parçalanıyor..."

Somutlama

Anlatılması ve kavranması zor soyut kavramları, anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla, somut kavramlar kullanılarak görünür kılmaya, somutlama denir. Daha çok örnekleme ve benzetmeler yoluyla yapılır. Her türlü edebi türde kullanılır.

" İçerim aydınlanıyor
  Umutlanıyorum yeniden
  Umut zaman demektir
  Yaşamak demek
  Umut, bir çocuğun öpen ağzı demektir
  İyi niyetli çalışkan yürekli bir adamın
  Bir kadının gülen yüzü demektir "

Soyutlama

Okurda bir konuyla, bir kavramla ilgili uzak çağrışımlar yaratmak amacıyla kullanılan bir düşünceyi geliştirme yoludur. Somut bir kavram, soyutlaştırılarak anlatılır. Bu durum, anlatımı akıl dışına çıkarma yoluyla sağlanır, bir başka deyişle soyutlamada kavramların gerçekle bağı kopartılır. Anlamdan uzaklaşma olduğu, yani sembolleştirme olduğu için daha çok şiirlerde kullanılır.

" Beyaz mendiller vardı havada
  Çalgılı gemiler balkonlarda açık saçık
  Bir kız vardı yok gibi öyle güzel
  Ne yerde ne gökte belki tuzda
  Acısında ekmeğin dilim dilim buğusunda"
                                               (Oktay Rıfat)



Tanık Gösterme

Yazarın, belirtmek istediğin düşünceyi başkalarının görüşlerinden yararlanarak geliştirmesi ve kanıtlama çabasına denir. Tanık olarak sözüne ve düşüncesine başvurulan kişi ele alınan konuda otorite sahibi, güvenilir biri olmalıdır.
Yazı içinde iki yolla tanık gösterilebilir. Alınan düşünce, bunu ortaya koyan kişinin sözlerinin, kendi dilinden olduğu gibi aktarılır ve bu sözler tırnak işareti ile belirtilir ya da alınan düşünce özetlenerek aktarılır. Her durumda düşünce sahibinin kimliği yazı içinde belirtilmelidir.

" Tiyatro, insnaları baskılardan kurtarır, onların düşünüp de yüksek sesle söyleyemeyeceği şeyleri dile getirir. Açık sözlü bir sanattır tiyatro; hemen herkese seslenir; onun için de bazı dönemlerde kendisinden korkulan, çekinilen bir tür olup çıkıştır. Nitekim Gogol'ün, "Yüzünüz çarpıksa aynaya kızmayın; o herşeyi olduğu gibi gösterir." sözü tiyatronun yasaklandığı bir dönemde söylenmiştir. Bu söz aynı zamanda onun işlevini de açıklar."


Örnekleme

Bir konuyu pekiştirmek, ileri sürülen bir iddiayı inandırıcı kılmak amacıyla başvurulan yöntemdir. Soyut bir düşünceye somutluk ve görünürlük katar, söylenilmek isteneni oyuncunun zihninde canlandırır. Yerinde kullanılan bir örnek bazen sayfalarca yapılan açıklamalardan daha etkilidir.
"Büyük adamlar, bağlandıkları ilkelerden, inandıkları doğrulardan asla ödün vermezler. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'ndan önce halkın kendi kendisini yönetmesi gereğine inanmıştır. Bu görüşünden asla vazgeçmemiş, Erzurum ve Sivas Kongrelerini bu  doğrultuda oluşturmuş ve yönetmiştir. TBMM'ni açması ve cumhuriyet'i ilan etmesi hep bu inancın sonucudur.
Not: Bir karşılaştırma, öyküleme ya da tartışma, başka bir iddiaya bağlanıyorsa ve bu iddia kanıtlanma yoluna gidiliyorsa örnekleme dönüşür:
"Bir yapıtın okunmasını sağlayan içerikten çok sanat niteliği taşımasıdır.
Yaban romanı da Ateşten Gömlek de Kurtuluş Savaşı'nı anlatır; ikisi de bir ulusun yaratıcılığını ve dayanma gücünü anlatır. Ateşten Gömlek'te yalnız içeriğe önem verilmiştir, oysa Yaban romanı sanat kurallarına da sıkıca  sıkıca bağlı kalınarak yazılmıştır. Yaban romanının daha çok okunması bundan kaynaklanır."

Karşılaştırma

Kavramların birbirlerine benzeyen ya da benzemeyen yönlerini tek tek ya da bir arada belirtmeye, karşılaştırma denir. Bir anlatım içinde karşılaştırma üç yolla yapılır:

a. Benzerliklerden yararlanma: Karşılaştırılan kavramların ortak özelliklerinin altını çizer.
"Şu karşıdaki gemiyi görüyor musun? Ya şu uçan kuşu?.. Yelkenleri olmasa bu gemi ilerleyemez, kanatları olmasa kuş uçamaz. İşte düşünce de böyledir. Dört duvar arasına alınırsa yelkensiz gemiye, kanatsız kuşa döner."
b. Karşıtlıklardan yararlanma: Karşlaştırılan kavramların karşıt durumlarını belirtir.
"Bahar zamanı  Anadolu'da seyahatin ne garip değişiklikleri vardır... Mesela deniz kenarını sımsıcak adeta yaz içinde bırakırsınız, keten ceket sizi sıkar ve arabanın kızan muşambası başınızı yakar. Böyle hareketten bunalmış yürür, birtakım yokuşlar iner, inişler çıkar, gider gidersiniz... Nihayet bir dağa, tırmanmak icap eden bir dağ ki her dönemecinde rüzgarın daha sertleştiğini ve havanın daha soğuduğunu hissedersiniz. Sırta çıktığınız zaman arkanızdaki palto size az gelir ve sabahleyin, aşağıda bir yemyeşil söğüt gölgesinde sıcaktan şikayetçi bol su içerek kahvaltı etmiş ve toğrağa serilip yatmışken akşama handa ocak yaktırır ve çay demletirsiniz ve geceyi dişleriniz vurarak titreye titreye geçirirsiniz."
c. İlişki kurma: Bir olay veya olgunun kendisine  benzeyen bir başka olaya bağlanarak anlatılmasıdır.
"Bir gazetede Doğu Karadeniz'deki toprak kaymasından zarara uğrayanlara, yakınlarını kaybedenlere yardım elinin zamanında uzanmamasının utanç verici olduğu yazıyor. Yapılan bir araştırmada daha önce de böyle yetersizliklerin yaşandığı ortaya konuyor. Utanca alışmışız anlaşılan, yara kendimizin olunca merhem bulunmuyor."


Tanımlama

Temel özellikleri aracılığıyla bir kavramın ne olduğunu belirtmeye "tanımlama" denir. Bir anlatım 'bu nedir?' sorusuna - ki buradaki 'bu' tanımlanması mümkün olan kavramdır- cevap veriyorsa, tanımdır. Tanımlamada bir anlam yoğunlaştırması vardır. Yazar, anlatılana bakışı ve düşünüşü genelde bu noktaya odaklaştırır; böylece tanımlama okuyucunun söylenileni kavramasına yön verir.
Anlatım içinde tanımlama, "öznel tanımlama" ve "nesnel tanımlama" olarak iki şekilde yapılabilir.

"Yaşamı en gerçek ve geniş boyutlarıyla ele alan, yaşanan veya tasarlanan, insanı, toplu­mu, karakterleri, görenekleri inceleyen; duy­guları, tutkuları çözümleyen uzun yazılara roman denir." tanımı bir nesnel tanımlamadır.
"Zaman bir kandırmacadır." tanımı öznel bir tanımlamadır.

Anlatım içerisinde bir kavramın tanımı dört farklı biçimde yapılabilir.
a. Kavramın özel ve değişmez nitelikleri belirtilerek tanımlama yapılabilir: " Raşitizm, küçük yaşta iskeletin gelişmesinde başgösteren kemikleşme bozukluklarıdır."
b. Kavram, görevi belirtilerek tanımlanabilir: " Sanat, insanları birbirine yaklaştıran; sevgi, barış, dostluk kavramlarının hayata geçirilmesini sağlayan bir güçtür."
c. Kavram, hem özellikleri hemde görevleri belirtilerek tanımlanabilir: "Havanın kanatlarının altına yaptığı basınç yardımıyla yükselip uçabilen ve insan, eşya taşımakta kullanılan motorlu hava taşıtına uçak denir."
d. Kavram, karşıtı olan bir başka kavramın tanımlanmasıyla belirtilebilir: "Bir eserin yalnızca kusurlu yönlerini arayan, kendince bunları bulup ortaya çıkaran, tek yanlı bir bakış açısıyla değerlendirmeler yapan ve aşırı bir duygusallık içeren yazılara eleştiri denmez."

Bu dört değişik tanım biçimlerinin her biri öznel ve ya nesnel anlatıma sahip olabilir.

"Gözlem: görme, işitme, koklama, tatma ve do­kunma organlarımızla dış dünyadan sağladığımız duyumların tümüdür. İnsanları, varlıkları, olayları yani yaşamı tanımak ve kavramak istiyorsak, gözlem yapmak zorundayız. Kuşkusuz, başarılı konuşmak ve yazmak da yaşamı tanımakla, gide­rek bilgili olmakla gerçekleşir."
"Sanat, insandaki yaratma eğiliminin eyleme dö­nüşmesi olayı: sanat yapıtı da. bu eylemin mad­deyi etkileyerek ona verdiği biçim ve düzendir. Bu eylem, kendinde başlar, kendinde biter. Sana­tı öbür yaratmaya dönük eylemlerden ayıran te­mel farklılık buradadır."
 

Düşünceyi Geliştirme Yolları

Her yazı, bir amaçla yazılır. Yazar, görüşlerini, düşüncelerni, yaşadıklarını ya da gördüklerini, değişik anlatım biçimlerini kullanarak dile getirir. Yazarın anlatım amacı, anlatım biçimini de belirler. Bu arada okuyuca düşüncelerinin doğruluğunu kanıtlamak, inandırıcılığı arttırmak için değişik yöntemlere başvurur. Bu yöntemlere "düşünceyi geliştirme yolları" denir.
  
Tanımlama
Karşılaştırma
Örnekleme
Tanık Gösterme
Soyutlama
Somutlama
Sayısal Verilerden Yararlanma

30 Ocak 2016 Cumartesi

Anlatım Bilgisi

Anlatım, bir kimseye ve ya topluuğa, herhangi bir konu hakkında bir şey söyleme işidir. Bu söyleme veya anlatma  gelişigüzel olmaz. Anlatımı yapan kişinin, yazarın ya da hatibin, anlatımı yönlendiren ve biçimlendiren bir amacı vardır. Kişi, anlatımı sırasında bu amacına uygun bir anlatım biçimi seçer, düşüncesini kanıtlamak için anlatımında değişik yöntemler kullanır, anlaşılmasını kolaylaştırmak için anlam bozukluğu olmamasına çabalar, inandırıcılığını pekiştirmek adına deyimlere ve atasözlerine başvurur. Bunların tamamı, anlatım bilgisini oluşturur.


Anlatım Biçimleri
Düşünceyi Geliştirme Yolları 
Anlatım Bozuklukları
Deyimler ve Atasözleri