isim soylu sözcükler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
isim soylu sözcükler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2016 Çarşamba

İsim Cümlesi

Yüklemi, ek fiil ile çekimlenmiş, isim veya isim soylu sözcüklerden ya da söz öbeklerinden oluşan cümlelere, 'isim cümlesi' denir.
"Beyaz Diş, güzel bir romandır."
"Önem verdiğim tek şey, dürüstlüktür."
"Bu ödevi veren sınıf öğretmenimizdi."
"Onun tek amacı biza yardım etmekmiş." .... gibi.
İsim cümlelerinde yüklem her zaman ekeylemle yapılır ancak ekeylem her zaman yazılmayabilir.
"Beyaz Diş, güzel bir roman."
"Önem verdiğim tek şey, dürüstlük."
"Bu ödevi veren sınıf öğretmenimiz."
"Onun tek amacı biza yardım etmek."... gibi.

İsim cümlelerinde vurgu, yüklemin kendisidir.
"O, akıllı bir çocuktu."
"Bugün hava çok güzel."

14 Ocak 2016 Perşembe

Zarf

Zarflar; fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ve kendi türünden sözcükleri halini ve durumu anlatır, gittikleri yöneldikleri yeri-yönü işaret eder, onların yaptığı şeylerin zamanını söyler, onları miktar bakımından belirtir ve bütün bunları soru şeklinde onlara sorabilir. Nasıl ki sıfatlar isimler ile bir uyum halindeyse zarflar da fiil soylu sözcükler ile çalışmayı severler. Zarfları beş başlık altınca inceleyebiliriz:

Durum Zarfları: Fiillere ve fiilimsilere sorulan "nasıl, neden, niye, niçin" sorularının cevabını veren sözcüklerdir. Yapılan hareketin, yani fiilin, yapılış şeklini, tarzını, vaziyetini belirtirler ve bunun yanında bazen de kesinlik, olasılık, yineleme ve sebep anlamlarını da katarlar.
"Resmi doğru çizin." ( nasıl? doğru)
"Mutlaka gelecek." ( kesinlik anlamlı zarf)
"Sürekli konuşuyor." (yineleme anlamlı zarf)
"Belki yarın gelir." (olasılık anlamlı zarf)
"İlgisizlikten kaçtı." (niçin? ilgisizlikten)
"Korktuğundan gelmedi." (neden? korktuğundan)

Zaman Zarfları: Yapılan eylemin, hareketin zamanını gösteren sözcüklerdir. Fiillere ve fiilimsilere sorulan "ne zaman" sorusununu cevabını verirler.
"Dün koşup oynayan çocuk, bugün hastalandı." (dün --> zaman zarfı   /   koşup --> fiilimsi    /   bugün --> zaman zarfı / hastalandı --> fiil)
"Beni yarın mutlaka aramalısın." (yarın --> zaman zarfı   /   mutlaka --> kesinlik bildiren durum zarfı   /   aramalısın --> fiil)

Yer-Yön Zarfları: Fiillerin ve fiilimsilerin yöneldikleri yeri-yönü gösteren sözcüklerdir ve fiilimsilere sorulan "nereye" sorusunun cevabını verirler. Ek almadan kullanılan yer yön zarfları sınırlı sayıdadır. "İçeri, dışarı, aşağı, yukarı, ileri, geri, öte, beri" en sık kullanılan yer yön zarflarıdır ancak dikkat edilmesi gereken şudur ki, bu sözcükler çekim eki almadıkları sürece zarftırlar. Çekim eki alırlarsa isim olurlar.
"İçeri girdi.   /   Dışarı çık.   /   Aşağı ineceğim.   /   Yukarı at."

Miktar Zarfları: Fiilin, fiilimsinin, sıfatın, adlaşmış sıfatın ya da başka bir zarfın anlamını miktar, ölçü bakımından belirten, bu sözcüklere sorulan "ne kadar" sorusunun cevabını veren zarflardır. Etkiledikleri sözcüğü sayı, eşitlik, karşılaştırma, üstünlük, aşırılık, derece gibi anlamlarda da belirtirler. "Az, azıcık, çok, daha çok, çokça, kadar, bu kadar, biraz, oldukça, pek, pek çok, en, en çok, fazla, epeyce, denli".. gibi sözcükler en sık kullanılan miktar zarflarıdır.
"Az konuş.   /   Çok uyudu.   /   Biraz bekle."
Not: Miktar zarfları olarak bilinen sözcükler, cümle içinde kazandıkları anlama göre zaman zarfı da belirtebilirler.
"Daha yağmur başlamadı." ( Henüz başlamadı --> zaman zarfı)   /   "Daha çok şey öğrenmesi lazım." ( Ne kadar çok --> daha çok - miktar zarfı)

Soru Zarfı: Fiilin ya da fiilimsinin nasıllığını, zamanını, sebebini, miktarını soru yoluyla belirten zarflardır. Fiile ya da fiilimsiye sorduğumuz "nasıl, niçin, neden, niye, ne kadar, ne zaman..." gibi soruların cevapları zarf ise veya cevap olarak verilen cümle "çünkü" ile başlıyorsa eğer, sorduğumuz soru bir soru zarfıdır.
"Açık oturum ne zaman başlayacak?" (iki saat sonra başlayacak --> cevap zaman zarfı)
"Niçin hemen uyumuyorsun?" (Çünkü ...)
"Kimse neden burada olanları anlatmıyor?" (Çünkü..)
"Niye her gün yanımda değilsin?" (Çünkü...)
"Beni ne kadar özledin?" (çok özledim --> miktar zarfı)

Not: Zarflar ile sıfatlar birbirlerine çok benzeyen sözcük türleridir. Temelde aynı sorulara cevap verirler ve niteleme ya da belirtme yaparken aynı sözcükleri kullanırlar. Dikkat edilmesi gereken şudur: sıfatlar isimlere, zarflar fiillere aşıktır. Yani, eğer nitelenen ya da belirtilen sözcük isim ise, niteleyen ya da belirten sıfattır. Ancak eğer nitelenen ya da belirtilen fiil ya da fiilimsi ya da bazı durumlarda sıfat ise (ki niteleyene ya da belirtene soru sorduğumuzda, sıfat nitelenmiş bile olsa, cevapta mutlaka bir fiil ya da fiilimsi vardır) niteleyen ya da belirten sözcüğümüz zarftır.
Kafa karışıklığını önlemek için kestirme yolumuz şudur: cümleye soru sorun. "Güzel kız arabayı çok güzel kullanıyordu." (nasıl kız? güzel kız --> niteleme sıfatı   /   nasıl kullanıyordu? çok güzel kullanıyordu --> miktar zarfı + durum zarfı)












Sıfat

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Bir sözcüğün sıfat olabilmesi için ismin önüne gelerek onu nitelemesi yada belirtmesi gerekir: yaşlı adam, bir araba, küçük çocuk, kırmızı kapı... gibi. Sıfatlar temelde iki grupta incelenirler:

Niteleme Sıfatları: Önüne geldikleri ismi durum, renk ve biçim açısından nitelerler ve isme sorulan "nasıl" sorusunu cevaplarlar: genç kız, yeşil atkı, düz çizgi... gibi.
Niteleme sıfatları çekim eki alarak veya almadan niteledikleri ismin yerini tutacak şekilde kullanılabilirler. Bunlara 'adlaşmış sıfat' denir: " çürükler (çürük meyveler), gönüllüler ( gönüllü öğrenciler), " .
"İhtiyar adam, evden çıktı.   /   İhtiyar, evden çıktı." gibi.
Niteleme sıfatlarında, anlamın kuvvetlenmesi için pekiştirme yapılabilir. Bunun için, sıfat olan sözcüğün ünlüye kadarki ilk hecesi alınır, daha sonra “m, p, r, s” harflerinden uygun olanı getirilir. En son da sıfat olan sözcük tekrar yazılır: "tertemiz, bembeyaz, upuzun, yemyeşil".. gibi. Ya da sıfat olan sözcüğün tekrar edilmesi ile yapılır: "çeşit çeşit, uzun uzun, derin derin"... gibi.
Niteleme sıfatlarında, sıfatın başına daha, en, çok, pek, .. gibi sözcükler getirilerek sıfatlarda derecelendirme yapılabilir: daha uzun yol, en kısa çubuk, çok akıllı adam... gibi.
Niteleme sıfatlarında, sıfatın sonunda "-cik, -ce, -mtrak, -msı" ekleri getirilerek sıfatlarda küçültme yapılabilir: küçücük ev, mavimsi deniz, yeşilimtrak göz, güzelce kız... gibi.

Belirtme Sıfatları: Önüne geldikleri ismi işaret, sayı, soru ve belgisizlik yönüyle belirten sıfatlardır.
İşaret Sıfatları: İsme işaret eder, onu işaret yönüyle belirtirler. "bu, şu, o, öteki, beriki, öbür" işaret sıfatlarıdır: bu bebek, şu bardak, o telefon, öteki kapı, beriki yatak, öbür sandalye... gibi.
Not: İşaret sıfatlarından sonra virgül kullanılmaz. Eğer işaret sözcüğünden sonra virgül kullanılmışsa o sıfat değil zamirdir.
Sayı Sıfatları: Önüne geldikleri ismin sayısını belirten sıfatlardır: üç elma, altışar kalem, onbeşinci sayfa.. gibi. Sayı sıfatları dörde ayrılırlar:
Asıl sayı sıfatları: İsme sorulan "kaç" sorusunun cevabını veren sıfatlardır: yedi gün, iki sene, on kişi... gibi.
Sıra sayı sıfatları: İsme sorulan "kaçıncı" sorusunun cevabını veren sıfatlardır ve sayılara "-ncı, -nci, -ncu, -ncü" ekleri getirilerek yapılırlar: yedinci gün, ikinci ay, on birinci sayfa... gibi.
Üleştirme sayı sıfatı: İsme sorulan "kaçar" sorusunun cevabını veren sıfatlardır ve sayılara "-ar, -er" eki getirilerek yapılırlar: beşer ceviz, birer çikolata, onar bilye... gibi.
Kesir sayı sıfatları: Varlıkların parçalarının, bütüne olan oranlarını gösteren sıfatlardır: üçte bir hisse, yarım ekmek.. gibi. Soru sıfatları: Verilen cevabın sıfat olduğu sorulardır. Adları soru yoluyla belirtirler yani anlamca tamamlarlar. "nasıl, kaçar, kaçıncı, kaç, hangi, ne kadar, ne" soruları, soru sıfatlarıdır.
"kaç kitap --> üç kitap   /   hangi yol --> şu yol" .. gibi.
Belgisiz Sıfatlar: Adları belirtirken kesinlik bildirmeyen sıfatlardır. "birkaç masa, birçok öğrenci, kimi uzmanlar, çoğu insanlar, bazı anneler, bütün sabahlar, tüm dünya, başka konu, bir takım aletler, her öğretmen, hiçbir doktor, herhangi makas".. gibi.
"Bir gün sonra gelecek." cümlesinde "bir" sayı sıfatıdır ancak "Elbet bir gün gelir." cümlesindeki "bir" belgisiz sıfattır.  



İsim

İsimler, varlıkları ve kavramları karşılayan sözcüklerdir. İsimler ile karşıladıkları varlıklar ve kavramlar arasında çok sıkı bir ilişki vardır.İsimler "varlıklara verilişine göre" , "varlıkların sayısına göre" ve "varlıkların oluşuna göre" üç grupta incelenebilirler.

Varlıklara verilişine göre isimler "özel isim" ve "cins isim" olarak ikiye ayrılırlar. 
Cins isimler aynı türden varlıkları karşılayan sözcüklerdir: roman, şehir, ülke, insan, köpek.. gibi.
Özel isimler ise türleri içinde sadece tek bir valığı karşılayan sözcüklerdir: Eylül, Çanakkale, İngiltere, Ahmet, Boncuk gibi...
"Eylül, edebiyatımızdaki ilk psikolojik romandır." cümlesinde "Eylül", bir edebi tür olduğu için cins isim olan roman içinde tek ve özel bir romanı karşıladığı için özel isimdir.  

Varlıkların sayısına göre isimler "tekil isim", "çoğul isim" ve "topluluk ismi" olarak üçe ayrılırlar.
Tekil isimler sayıca bir varlığı karşılayan isimlerdir: ağaç, bulut, örtü, fare, halı.. gibi.
Çoğul isimler sayıca birden fazla varlığı karşılayan isimlerdir ve tekil isimlere çoğul eki getirilerek yapılırlar: ağaçlar, bulutlar, örtüler, fareler, halılar.. gibi.
Topluluk isimleri ise çoğul eki almadan anlamca birden fazla varlığı karşılayan isimlerdir: orman, sürü, takım, millet.. gibi. 
Not: Bazı topluluk isimleri, cümle içindeki anlamına göre tekil isim olarak da kullanılabilirler. Örneğin 'meclis' bir topluluk ismidir ancak 'Meclis yarın boyanacak' cümlesinde meclisin toplandığı yeri tanımlamış ve tekil isim olarak kullanılmıştır.

Varlıkların oluşuna göre isimler "somut isim" ve "soyut isim" olarak ikiye ayrılırlar.
Somut isimler, beş duyu organımızdan en az birisiyle hissedilen varlıkları karşılayan sözcüklerdir: çiçek, hava, koku, rüzgar, toprak.. gibi.
Soyut isimler ise beş duyu organıyla algılanamayan ancak var oldukları kabul edilen varlıkları karşılar: mutluluk, sevinç, üzüntü, sıkıntı... gibi.
Not: Somut isimler, anlam genişlemesi ile soyut anlam kazanabilirler. Örneğin, "Ağacın gölgesinde dinlendik." cümlesinde "gölge" kelimesi somut anlamlıdır ancak "O hep ablasının gölgesinde kaldı." cümlesinde gölge, soyut anlam kazanmıştır.


İsim Soylu Sözcükler

İsim soylu sözcükler dört grupta incelenebilirler:

İsim
Sıfat
Zarf
Zamir