islamiyet öncesi türk edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islamiyet öncesi türk edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2016 Salı

Sagu

Yuğ (cenaze) törenlerinde, ölen kişinin ardından ağıt olarak söylenen şiirlerdir. Ölen kişinin kahramanlıkları, başarıları, erdemleri anlatılır ve ölümünden duyulan üzüntü dile getirilir. Sagularda da koşuk nazım şeklinin biçimsel özellikleri kullanılır ve kopuz eşliğinde söylenir. Halk edebiyatındaki karşılığı 'ağıt', divan edebiyatındaki karşılığı 'mersiye'dir. Alp Er Tunga sagusu, en meşhur örneğidir.

                                                           Günümüz Türkçesi ile
Alp Er Tunga öldi mü              /            Alp Er Tunga öldü mü       
Issız ajun kaldı mu                  /            Kötü dünya kaldı mı
Ödlek öcün aldı mu                /            Felek öcünü aldı mı
Emdi yürek yırtılur!                /             Şimdi yürek yırtılır!



Ödlek yırag közetti                /             Felek fırsat gözetti
Ogrı tuzak uzattı                    /             Gizli tuzak uzattı
Begler begin azıttı                 /              Beyler beyini şaşırttı
Kaçsa kah kurtulur?             /              Kaçan nasıl kurtulur?

Ulşıp eren börleyü                /              Erler kurt gibi uludular
Yırtın yaka urlayu                /               Bağrışıp yakalarını yırttılar
Sıkrıp üni yurlayu                 /              Islıkla ağıt yaktılar
Sıgtap közi örtülür                /              Göz yaşlarla örtülür. 

Begler atın argurup              /               Beyler atlarla geldiler
Kadgu ânı turgurup              /              Kaygı onları durdurdu
Mengzi yüzi sargarup           /               Benizleri yüzleri sarardı
Korkum angar türtülür.         /              Sanki safran sürüldü.

Ödlek arıg kevredi               /              Zaman bütün bozuldu
Yunçıg yavuz tavradı            /               Zayıflar tembeller güçlendi
Erdem yeme savradı            /               Erdem yeniden azaldı
Ajun begi çertilür.                /               Dünyanın beyi yok olur.

Ödlek küni tavratur              /               Felek günü davrandırır
Yalnguk küçin kevretir          /               İnsanın gücünü söndürür
Erdin ajun sevritür               /                Dünyayı erden boşaltır
Kaçsa takı ertilür                /                 Kaçsa dahi er ölür.

Bilge bögü yunçıdı              /                Bilgeler bilginler yok oldu
Ajun eti yençidi                  /                Evrenin atı gemi azıya aldı
Erdem eti tınçıdı                  /               Erdem eti çürüdü
Yerge tegip sürtülür             /               Yere değip sürtünür.    

Ögreyüki mındag ok          /                 Dünyanın geleneği böyle
Mında adın tıldag ok          /                Gerisi bütün bahane
Atsa ajun ograp ok            /                O gelip bir ok atsa 
Taglar başı kertilür            /                  Dağlar başı kertilir.

Könglüm içün örtedî           /                Ölümü gönlümü yaktı    
Yatmış başıg kartadı            /               Yetmiş yaş yaşlandırdı 
Keçmiş ödük irtedi             /                Gönlüm geçmişi arıyor     
Tün kün geçip irtelür.          /                GEce gündüz aranıyor.




Sav

İslamiyet öncesi dönemde Türk toplumunun dünyaya bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir. Bugünkü atasözlerinin karşılığıdır ve anonim özellik gösterirler. Divan-ı Lügat-it Türk'te pek çok sav örneği mevcuttur.

İt ısırmas, at tepmes time. / İt ısırmaz , at tepmez deme.
Endik uma evlikini agırlar. / Ahmak konuk ev sahibini ağırlar.
Yılan kenti ergisin bilmez, tevi boynung egir ter. / Yılan kendi eğrisini bilmez, deveye boynun eğri der.
Tag tagka kavuşmas, kişi kişige kavuşur. / Dağ Dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
Ermegüge bulut yük olur. / Tembele bulut yük olur.
Tay atatsa at tınur, ogul eredse ata tınur. / Tay yetişince at dinlenir, oğul yetişince baba dinlenir.
Kanıg kan birle yumas. / Kan kanla yıkanmaz.




Koşuk

İslamiyet Öncesi Edebiyat'ın sözlü dönem ürünlerindendir. Sürek avlarında ve şenliklerde söylenirdi. Nazım birimi dörtlüktür. Hece vezni ile yazılmıştır. Kafiye düzeni aaab - cccb - dddb olan koşuklarda genellikle yarım kafiye kullanılmıştır. Genellikle sevgi, tabiat, yiğitlik, savaş gibi konuların işlendiği lirik şiirlerdir ve kopuz eşliğinde ezgi ile söylenmişlerdir.  Halk edebiyatındaki karşılığı 'koşma', divan edebiyatındaki karşılığı 'gazel'dir.

                                        Günümüz Türkçesi ile
Tümen çiçek tizildi     /      Binlerce çiçek dizildi
Bükünden ot yazıldı   /      Tomurcuklarından yayıldı
Öküş yatup üzildi      /      Çok yatmaktan sıkıldı
Yirde kopa adnşur    /      Yerden çıkınca açılır

Turluk çiçek yerildi      /     Türlü çiçekler açıldı
Barçın yadını kerildi     /     Çimene ipek yaygı yayıldı
Uçmak yeri körüldü     /     Cennet gibi göründü
Tumluğ yana kelgüsüz   /     Artık kış gelmeyecek

Kızıl sanğ akaşıp          /     Kızıl, sarı art arda
Yipkin yaşıl yüzkeşip    /     Yeşil menekşe açmakta
Bir bir kerii yürkeşip    /      Birbirini saymakta
Yaluguk anı tanğlaşur   /      İnsan ona hayran olur.  



 





8 Şubat 2016 Pazartesi